15 Mart 2012 Perşembe

SIRKE'NIN INANILMAZ MARIFETLERI..

Sirke başlı başına bir mucize.. Hem ilaç hem de mükemmel bir temizlik aracı. Peki sirke nerelerde ve nasıl kullanılır? Sağlık bakımından bir ilaç, temizlik bakımından DA çok faydalı olan sirke ve özellikle elma sirkesinin evinizde nerelerde kullanabileceğinizi biliyor musunuz? Reader's Digest dergisi, sirkenin birbirinden farklı kullanım alanlarını ve faydalarını kısa kısa maddeler halinde açıkladı. İşte bunlardan bazıları: Bilgisayar ve çevre birimleri temizler: Bilgisayarınız, yazıcınız, faks makineniz ve diğer ev ofis araçlarını tozdan uzak tutarsanız daha iyi çalışacaktır. Temizliğe başlamadan önce tüm ekipmanların kapalı olduğundan emin olun. Bir kaba eşit miktarlarda su ve sirke koyun. Temiz bir bezi bu karışımın içinde nemlendirin, asla sprey şişesi kullanmayın. Silmeye başlayın. Klavyenizin tuşları gibi Dar yerleri silmek için ise elinizde birkaç pamuk tomarı bulundurun. Bilgisayarınızın faresini temizler: Eski model toplu farenizi temizlemek için yarı yarıya sirke-su karışımı kullanın. Öncelikle, topu farenin altından çıkarın. Karışıma batırarak nemlendirdiğiniz bezi sıktıktan sonra topu temizleyin ve fare üzerindeki parmak izlerini ve kirleri çıkarmak için farenin kendisini de silin. Topun yuvasını temizlemek için bir parça nemlendirilmiş pamuk kullanın, topu yerine takmadan önce birkaç saat kurumasını bekleyin. Duman kokusunu giderir: Eğer eti pişirirken yaktıysanız ya DA evinizde ard arda sigara içiliyorsa, kokunun en yoğun olduğu dörtte üçünü sirke ya DA elma sirkesiyle doldurduğunu bir kase koyarak duman kokusunu giderebilirsiniz. Koku evinizin tümüne dağıldıysa farklı odalarda birkaç kase kullanabilirsiniz. Koku bir günden daha kısa sürede çıkacaktır. Küf lekesini yok eder: Küf lekelerini çıkarmak için sirkeye başvurun. Sirkeyi ilave havalandırma olmaksızın güvenle kullanabilir ve her yüzeye uygulayabilirsiniz. Sirkeyi banyonun demirbaş eşyalarında, fayanslarda, mobilyalarda, boyalı yüzeylerde, plastik perdelerde ve buna benzer birçok yüzeyde kullanabilirsiniz. Hafif lekeler için, sirkeyi eşit miktarda suyla seyreltin. Krom ve paslanmaz çeliği temizler: Evinizdeki krom ve paslanmaz çeliği temizlemek için, sprey şişesine koyduğunuz seyreltilmiş sirkeyle ve yumuşak bir bezle parlatabilirsiniz. Gümüşlerinizi parlatır: Gümüş bilezik, yüzük ve diğer takılarınızın yanında evdeki gümüş eşyalarınızın yeni gibi parlaması için yarım bardak sirke ve 2 yemek kaşığı karbonat karıştırdığınız suyun içinde 2-3 saat bekletin. Sonra soğuk suyun altında durulayın ve yumuşak bir bezle kurutun. Tükenmez kalem lekelerini siler: Tükenmez kalem lekesi olan yere kumaş ya DA sünger kullanarak biraz sirke bastırın. Leke çıkana kadar bu işlemi tekrarlayın. Yapıştırıcıları, fiyat etiketlerini çıkarır: Çocuğunuzun mobilyanıza ya DA duvarınıza yapıştırdığı etiketileri çıkarmak için, kenarlarına ve köşelerine biraz sirkeyi emdirin ve dikkatlice kredi kartı ya DA plastik telefon kartıyla kazıyın. Cam, plastik gibi yüzeylerdeki fiyat etiketlerini çıkarmak için üzerine biraz daha fazla sirke dökün, birkaç dakika bekleyin ve temiz bir kumaşla çıkarın. Makasınızı parlatır: Makasınız kirlendiğinde ve yapışkan olduğunda yıkamak için su kullanmayın. Bunun yerine makasınızın keskin kısmını sirkeye batırılmış bir bezle temizleyin ve sonra kurutun. Kokan tuvaletinizi tazeler: Öncelikle banyonuzdaki eşyaları dışarı çıkarın, sonra duvarları, tavanı ve zemini, 4 litre suya karıştıracağınız 1 fincan sirke ve 1 fincan amonyak ve ¼ fincan karbonat ile yıkayın. Tuvaletin kapısını açık bırakın ve eşyalarınızı içeriye yerleştirmeden önce içerinin kurumasına izin verin. Halılarınızı eski haline getirir: Eğer halılarınız eskimiş ve kirli görünüyorsa, eskisi gibi parlak ve canlı görünmeleri için 4 litre suyun için 1 fincan sirke kattığınız suya çalı süpürgeyi daldırın ve bununla halınızı süpürün. Halınızın ucundaki rengi atmış iplikler de ışıldayacak ve bu solüsyonu durulamanıza gerek yok. Halıdaki lekeleri çıkarır : Hafif lekeler için yarım fincan sirke içinde 2 çorba kaşığı tuzu eritin, bu suyla lekeli yeri ovalayın, kurumasını bekleyip, elektrik süpürgesiyle süpürün. Daha büyük ve koyu lekeler için, karışıma 2 çorba kaşığı boraks ekleyin ve aynı şekilde temizleyin. Daha inatçı ve halının içine işlemiş kir ve lekeler için, 1 yemek kaşığı sirke ile bir yemek kaşığı mısır nişastasından macun yapın ve kuru biz bez kullanarak lekenin içine iyice ovalayarak yedirin ve 2 gün bu şekilde bekleyin, sonra süpürün. Leke çıkarıcı sprey hazırlamak için , şişeyi 5 ölçü su ve 1 ölçü sirkeyle doldurun. İkinci bir şişeyi de 1 ölçü köpüksüz amonyak ve 5 ölçü suyla doldurun. Lekeye bu karışımı yedirin. Birkaç dakika bekleyin sonra temiz, kuru bir bezle kurutun. Leke çıkana kadar bunu tekrar edin. Mum lekesini yok eder: Romantik bir gecenin ışıltısı olan mumlar, ahşap mobilyalarınızda genellikle leke bırakır. Bu lekeyi çıkarırken, lekeyi yumuşatmak için fön makinesini en sıcak ayarına getirin ve kağıt havluyla kurutabildiğiniz kadar kurutun. Sonra, eşit miktardaki su-sirke karışımına batırılmış kumaş ile ovalayın. Yumuşak ve emici bir bezle kurulayın. Mobilyalardaki su lekesini çıkarır: Ahşap mobilyalar üzerine bırakılan ıslak bardakların bıraktığı beyaz halkaları çıkarmak için eşit oranda sirke, zeytinyağını karıştırın ve bu karışımı yumuşak bir bezle lekeye uygulayın. Parlatmak için ise başka temiz ve yumuşak bez kullanın. Buzdolabınızı temizler: Kapının sızdırmaz contası ve sebze-meyve gözleri de dahil buzdolabınızın içini ve dışını temizlemek için eşit miktarlarda su ve sirkeyi karıştırın. Küf oluşumunu önlemek için, iç kapıları ve içteki gözleri bez üzerine sirke dökerek silin. Ayrıca, buzdolabınızın üzerinde birikmiş toz ve kirleri silmek için seyreltilmiş sirke kullanabilirsiniz. Mikrodalga fırınınızı buharla temizler: İçi ¼ fincan sirke ve 1 fincan suyla dolu cam kaseyi fırının içine yerleştirin ve en yüksek ısıda 5 dakika bekleyin. Kase soğuduğunda, bir kumaş ya da süngeri bu sıvıya batırın ve iç yüzeydeki lekeleri temizleyin. Kesme tahtasını mikroplardan temizler: Her kullanımdan sonra, tahtaları doğrudan sirkeyle silip temizleyebilirsiniz. Sirkenin içindeki asetik asit, E.coli, Salmonella, and Staphylococcus gibi zararlı mikroplara karşı iyi bir dezenfektandır. Asla su ve bulaşık deterjanı kullanmayın. Çünkü, bu tahtanın liflerini zayıflatır. Bulaşık makinenizi yıkayabilirsiniz: Bulaşık makinenizin performansını yüksek düzeyde tutmak ve sabun tabakası oluşumunu yok etmek için, ünitenin altına seyreltilmiş 1 fincan sirke dökün ya da üstteki rafa bir kasenin içine sirke koyun. Sonra bulaşık makinenizi bulaşık ya da detarjan koymadan tam devir çalıştırın. Özellikle suyunuz sertse, bunu ayda bir tekrarlayın. Ancak, bu işlemi uygulamadan önce bulaşık makinenizin kullanım klavuzuna bir göz atın. Porselen, kristal ve cam eşyalarınızı temizler: Cam eşyalarınızı parlatmak için durulama suyuna sirke ekleyebilirsiniz. Cam eşyalarınızı her gün parlaması için, bulaşık makinenizin durulama devrine ¼ fincan sirke ekleyin. Kristal eşyalarınızı parlatmak için bulaşık makinenizi durulama suyuna 2 yemek kaşığı sirke ekleyin. Sonra, bunları 3 ölçü su ve 1 ölçü sirke ile hazırladığınız su ile durulayın ve açık havada kurutun. Fincanlardan çay, kahve lekelerini çıkarır: Bunun için, eşit miktarda sirke ve tuzla ovalamayı deneyin, sonra bunları ılık suyun altında durulayın. Su ısıtıcınızı (kettle) temizlemek için: Makinenizde biriken kireç ve mineral kalıntılarını temizlemek için, 3 fincan sirkeyi 5 dakika süreyle iyice kaynatın ve sirkeyi gece boyunca içinde bırakın. Ertesi gün soğuk suyla durulayın. Kızartma sonrası temizlik yapar: Kızartma işini bitirdiğinizde ocağın üstüne, duvarlara sıçrayan yağ damlacıklarını temizlemek için, bunları seyreltilmiş sirkeye batırılmış sünger ile silebilirsiniz. Durulamak için soğuk suyla ıslatılmış başka bir sünger kullanın, sonra da yumuşak bir bezle kurutun. Kızartma tavanızı korur: Kızartma tavanızda 10 dakika boyunca 2 fincan sirke kaynatmak, birkaç ay boyunca yiyeceklerinizin yapışmasını önler. Mutfağınızın havasını temizler: Mutfağınıza dün pişirdiğiniz yemeğin kokusu sindiyse, 1 fincan suya yarım fincan sirke karıştırın. Ve karışım buharlaşana kadar kaynatın. Yumurtanızı daha iyi haşlamanıza yardım eder: Yumurta haşladığınız suya litre başına 2 yemek kaşığı sirke ekleyerek, yumurtanızın çatlamasını önleyebilir ve kabuğunun daha kolay soyulmasını sağlayabilirsiniz. Sebze ve meyvelerinizi temizler: Meyve ve sebzelerinizi yemeden önce, gizli kirleri, tarım ilaçlarını ve hatta küçük böcekleri yok etmek için, 4 litre soğuk suyun içine 4 yemek kaşığı elma sirkesi koyun, sebze ve meyvelerinizi bunun içinde durulayın. Elinizdeki kokuları çıkarır: Yemek hazırladıktan sonra ellerinize sinen soğan, sarımsak ve balık kokusunu çıkarmak çok zordur. Sebzelerinizi dilimlemeden ya da balıkları temizlemeden önce biraz saf sirkeyle ellerinizi ovalamanız işe yarayacaktır. Boğaz ağrısını hafifletir: 3 şekilde boğaz ağrısına iyi gelir ; Nefesinizi tazeler: Soğanlı ya da sarımsaklı bir yemekten sonra nefesinizin kısa sürede güzel kokmasının ve tazelenmesinin yolu, bir bardak ılık suyun içine 2 yemek kaşığı elma sirkesi ve 1 çay kaşığı tuzu eritip bununla ağzınızı durulamaktır. Boğazınız öksürükten dolayı tahriş olduysa ya da konuşmaktan ve şarkı söylemekten dolayı ağrıyorsa, bir bardak ılık suda 1 yemek kaşığı elma sirkesiyle 1 çay kaşığı tuzu eritin ve bununla günde birkaç kez gargara yapın. Boğazınız grip ya da soğuk algınlığından dolayı ağrıyorsa, bir ¼ elma sirkesi ile ¼ balı karıştırın ve 4 saatte bir, 1 yemek kaşığı yutun. Öksürük ve boğaz ağrısını hafifletmek için, yarım fincan sirke, yarım fincan su, 4 çay kaşığı bal ile 1 çay kaşığı acı sosu karıştırın. Günde 4-5 kez, 1 yemek kaşığı için. Birini özellikle yatmadan önce için. 1 yaşın altındaki bebeklerinize bal vermemeniz gerektiğini unutmayın

Vücudun su istemesinin 46 nedeni

1- Hiçbir şey susuz yaşayamaz. 2- Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür. 3- Su temel enerji kaynağıdır, vücudun "nakit akımıdır." 4- Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir. 5- Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır. 6- DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır. 7- Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir. 8- Bütün besinlerin, vitmin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar. 9- Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur. 10- Su, besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır. 11- Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur. 12- Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır. 13- Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır. 14- Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır. 15- Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur. 16- Omurgadaki diskleri "şok emici su yastıkları" na dönüştürür. 17- Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler. 18- Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur. 19- Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler. 20- Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir. 21- Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir. 22- Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir. 23- Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir. 24- Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir. 25- Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür. 26- Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur. 27- Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur. 28- Uykuyu düzenler. 29- Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir. 30- Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur. 31- Gözlere canlılık ve parlaklık verir. 32- Glokomdan korunmamıza yardım eder. 33- Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur. 34- Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir. 35- Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler. 36- Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir. 37- Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller. 38- İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir. 39- Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir. 40- Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz. 41- Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz. 42- Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler. 43- Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır. 44- Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Kara verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır. 45- Yaşılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multiplskleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır. 46- Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.

20 Şubat 2012 Pazartesi

‎- Bilgisayarla çalışmak gözleri bozmaz sadece yorar.
- insanlar ömrü boyunca 20 kilo toz yutarlar.
- İnsan günde ortalama 80 ile 100 saç teli döker.
- El tırnakları, ayak tırnaklarından daha hızlı büyürler.
- Gülmek için 17 adeleye ihtiyaç vardır.
- Surat asmak için ise 43 adeleye ihtiyaç vardır.
- İnsan vücudunda 600 ‘ü aşkın adele vardır.
- Beynin %85 ‘i sudur.
- İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.
- Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır.

17 Şubat 2012 Cuma

SİHİRLİ YEDİ(7)


**Sihirli Yedi (7) . .

Hafta 7 gun,

Gokkusagi 7 renk,

Dunyanin 7 Harikasi kabul gormus,

Soyumuz 7 gobek,

Dunyada varsayilir 7 kapi,

Buyuk Ayi 7 yildiz'li,

Insan 7 cakrali,

Nota sayisi 7,

Islam dininine gore Kainat 7 safhada yaratildi,

Kabe'nin etrafi 7 kere tavaf edilir (dolasilir),

Manevi bilgeligin rakami yine 7,

Katoliklerde 7 sakrament esas,

Yahudilerde Kutsal Samdan 7 Mumlu ,

Eski Yunan Uygarliginda 7 Akilli Adam varsayilmis,

Mitolojide ise 7 esas Tanri varsaymislar,

Misir'da Gunes Tanrisi RA 7 ruhlu,

Tibet'te 7 Buda,

Cin'de kutsal 7 element varmis,

Feng Shui'de iletisim sayisi 7,

Tamamlanmis olmak esittir 7,

Afrikalilarin Kwanza Bayrami 7 sembollu,

Zulu susleri 7 renkli,

Eskimolarda Kar 7 isimli,

Hurmuz bile 7 kocali,

Dinlenmek haftanin 7. gununde,

Ciceklerden 7 veren gul ,

7 Tepe ustunde Rio,

7 Tepe ustunde Roma,

7 Tepe ustunde Istanbul,

James Bond bile 007,

Yuzde 7 nokta (acik) var. (agiz, kulak 2, burun 2, goz 2),

Dunyada var olmus 7 kita,

Denizlerin figurativ sayisi 7,

Kizilderililere gore mevsimler 7 tane,

Avustralya yerlileri Aborjin ve Kulin'lere gore de mevsim 7 tane,

Tum Japonlarda rakamlarin en ugurlusu 7,

Tarot falinda 7 zafer,

Pamuk Prenses ve 7 cuceler,

Ilkokulun baslangici 7 yas

Gokyuzu 7 kat,

15 Şubat 2012 Çarşamba

ZİHİN OKUMAYI BAŞARDILAR

Zihin okumayı başardılar

Bilim adamları geliştirdikleri yeni teknoloji sayesinde, konuşma yetisini kaybedenlerin beyinlerindeki iletişim faaliyetlerini sözcüklere dönüştürmeye hazırlanıyor.
Bireylerin zihnini okumak artık yalnızca bilim kurgu filmlerinin parçası değil. Amerika'nın Californiya-Berkeley Üniversitesi’nden araştırmacılar, konuşma yetisini kaybetmiş hastaların düşüncelerini sözcüklere dönüştürmeyi başardı.

Teknoloji, beynin duyulan sözcükleri beyin dalgasına dönüştürmesi prensibine dayanıyor. 15 epilepsi hastası üzerinde yapılan deneyde katılımcılara belli sözcükler dinletildi.

Hastaların kafatasına yerleştirilen elektrotlar yardımıyla bu sözcüklerin beyin dalgasına dönüşümü gözlendi. Bilim adamlarının geliştirdiği bilgisayar programı, bu beyin dalgalarını yeniden sözcüklere dönüştürmeyi başardı.

MATEMATİK UZMANI ÇÖL KARINCALARI

Matematik Uzmanı Çöl Karıncaları

Şimdiye kadar karıncaların polarize edilmiş güneş ışınlarını kullanarak yönlerini tayin ettikleri biliniyordu. Zürih Üniversitesi Zooloji Enstitüsü Direktörü zoolog Prof. Dr. Rüdiger Wehner, çöl karıncalarının sinir sisteminin temel mekanizmalarını ortaya çıkaran çalışmasıyla Nobel’e aday gösterildi. Wehner, karıncaların yuvalarını bulmada adım sayılarını ve uzunluklarını hesaplayıp hesaplamadıklarını tespit için, bu canlıların bacaklarını kısaltma veya uzatma gibi deneyler yaptı.

Bu deneyler ile zoolojide son ayların en gözde keşfi yapıldı. Yuvalarına dönüş yolunda ince sert kıllar yapıştırılarak ayakları uzatılan karıncalar, yuvalarında durmayıp daha ileri geçti. Çünkü karıncalar yuvalarından ilk hareket ettiklerinde ayaklarının kısa olması dolayısıyla daha fazla adım atmışlardı. Ayakları uçlarından kesilerek kısaltılan karıncalar ise, yuvalarına varmadan durmaya ve oldukları yerde dönmeye başladı.

Çünkü kendi hesaplarına göre o anda yuvalarında olmaları gerekiyordu. Yuvalarından yüz metreden fazla uzaklaşan bu karıncalar, belli ki on binli rakamların çok üstüne kadar sayabiliyor ve bu işi görünürde 0.1 miligramlık bir beyinle gerçekleştiriyordu. Ayrıca aynı karıncalar, yeni oluşan şartlara da tamamen ayak uydurabiliyordu. Birkaç gün sonra kısaltılmış veya uzatılmış ayaklarına alışan karıncalar yuvalarını tekrar hatasız olarak bulabiliyordu.

İLK EVREN


İlk Evren

Evrenin genişlemesine ve doğal olarak daha sıcak bir dönemin bir nevi fosili olarak yorumlanan izotrop kara cisime ilişkin gözlemler, maddenin değil, ışınımların hakim olduğu bir “İlk Evren” fikrine yol açtı. Böyle bir Evren’i tasvir etmek, günümüzdeki Evren’i tasvir etmekten çok daha farklıdır. Hali hazırda; galaksiler dışı cisimlerin evriminin Evren’in evrimini maskelemesinden tutun da, Evren’deki maddenin yüzde doksanından fazlası görünmez olduğu için bunların doğası hakkında hiçbir şey bilemediğimizden dolayı Evren’in ortalama yoğunluğunu belirlememizi engelleyen “gizli kütle” sorununa dek birçok güçlük günümüz evreninin anatomisini net olarak tanımlamamızı neredeyse imkansız kılarken biz tutup bir de ilk Evren hakkında içimize sinecek bir betimleme yaratmak için fazlasıyla aciz bir pozisyondayız. Nitekim galaksiler arasında basınç bulunmadığını belirten p=0 hal denklemi yerine, saf ışınımla dolu bir ortam için, basınçla yoğunluk arasında kurulacak p=dc2/3 (basınç eşittir yoğunluk çarpı ışık hızının karesi bölü 3) bağıntısını göz önüne almak gerekir.

Dolayısıyla, enerji yoğunluğunun değişiminde Evren’in R yarıçapının bir fonksiyonu olarak, madde yoğunluğu için kullanılan 1/R3 (1 bölü yarıçapın küpü) oranı değil, 1/R4 oranı geçerlidir. Ayrıca, ilk Evren’in evrimi konusunda önemli ölçüde basitleştirilen bir sonuç ortaya çıkar: Geometrisi ne olursa olsun ((küresel, yassı veya hiperbolik) Evren’in yarıçapı zamanın karekökü oranında değişir; oysa sıcaklık daima 1/R oranında değişir. Dolayısıyla, geçmişe doğru gidildikçe sıcaklık sınırsız olarak artar. Biçimlenmiş maddeyle dolu günümüz evreniyle hiçbir şekilde karşılaştırılamayan bu ilk Evren’in davranış biçimi,bu olgulardan kaynaklanır. Gerçekte, yaklaşık 3000 Kelvin’lik bir sıcaklığa ulaşıldığında atomları oluşturan elektronların ve çekirdeklerin bağı kopmaya başlar; bu sıcaklığın üstünde iyonlaşma gerçekleşir; çekirdekler ve elektronlar birbirlerinden ayrılarak, bir parçacıklar gazı (plazma) oluşturur. Oysa, tanıdığımız biçimiyle düzenlenen madde, özelliklerini atomsal yapısından alır ve sıcaklık 10.000 Kelvin’i aştığında madde yok olur. Daha yüksek sıcaklıklarda çekirdeklerin varlığı konusunda da benzer bir eşik olayı ortaya çıkar. Buna karşılık, her parçacığa özgü bir eşik sıcaklığının üstünde, ışımadan kaynaklanan çiftler halinde, belli sayıda temel parçacık oluşabilir.

İlk Evren durmaksızın değişim halinde olan bir dünyadır ve zaman 
içinde hızla soğuması yüzünden bileşimi sürekli değişir.

BUZ TABAKASI NİÇİN YÜZEYDE KALIR?

Buz tabakası niçin su yüzeyinde kalır?

Sular her zaman yüzeyden donarlar ve buz her zaman suyun üzerinde yüzer, dibe batmaz. Eğer suyun tüm diğer sıvılar gibi soğudukça yoğunluğu artsaydı, yani buz suyun dibine batsaydı, bu durumda okyanuslar, denizler ve göllerde, donma alttan başlayacaktı. Alttan başlayan donma yüzeyde soğuğu kesecek bir buz tabakası olmadığı için, yukarı doğru devam edecekti. Böylece Dünya'daki göllerin, denizlerin ve okyanusların çok büyük bölümü dev birer buz kütlesi haline gelecekti. Böyle bir Dünya'nın denizlerinde hiçbir canlı yaşayamazdı. Denizlerin ölü olduğu bir ekolojik sistemde kara canlılarının varlığı da mümkün olamazdı. Kısacası Dünya, eğer su normal davransaydı, ölü bir gezegen olacaktı.

Bilinen tüm maddeler ısıları düştükçe büzüşürler. Bilinen tüm sıvılar da yine ısıları düştükçe büzüşür, hacim kaybederler. Hacim azalınca yoğunluk artar ve böylece soğuk olan kısımlar daha ağır hale gelir. Bu yüzden sıvı maddelerin katı halleri, sıvı hallerine göre daha ağırdır. Ama su, bilinen tüm sıvıların aksine, belirli bir ısıya (+4' C'ye) düşene kadar büzüşür, ama sonra birdenbire genleşmeye başlar. Donduğunda ise daha da genleşir. Bu nedenle suyun katı hali, sıvı halinden daha hafiftir. Yani buz, aslında normal fizik kurallarına göre suyun dibine batması gerekirken, su üstünde yüzer.

Suyun yukarıda anlatılan özelliği, Dünya üzerindeki denizler açısından çok önemlidir. Eğer bu özellik olmasa, yani buz suyun üzerinde yüzmese, Dünya üzerindeki suyun çok büyük bir bölümü tamamen donar, göllerde ve denizlerde hiçbir yaşam kalmazdı. Bu gerçeği biraz daha detaylı olarak inceleyelim. Dünya'nın pek çok yerinde soğuk kış günlerinde ısı 0' C'nin altına düşer. Bu soğuk elbette denizleri ve gölleri de etkiler. Bu su kütleleri giderek soğurlar. Soğuyan tabakalar dibe doğru çöker, daha sıcak kısımlar yüzeye çıkar, ama bunlar da havanın etkisiyle soğur ve yine dibe doğru çöker. Ancak bu denge sıcaklık, 4' C'ye gelince birden değişir, bu kez ısının her düşüşünde, su genleşmeye ve hafiflemeye başlar. Böylece 4' C'lik su en altta kalır. Daha yukarıda 0' C, onun üstünde 2' C, böylece devam eder. Suyun yüzeyi ise 0' C'ye vararak donar. Ama sadece yüzey donmuştur. Yüzeyin altında kalan 4' C'lik bir su tabakası, balıkların ve diğer su canlılarının yaşamlarını sürdürmeleri için yeterlidir.